May 5, 2012
susam sokağı çocukluğumuzun en güzel şeylerinden biri olabilir.

susam sokağı çocukluğumuzun en güzel şeylerinden biri olabilir.

May 4, 2012
anilaracitir:

-Çok mutsuzum Edi.-Neden?-Çünkü büyüdük.
Susam Sokağı

anilaracitir:

-Çok mutsuzum Edi.
-Neden?
-Çünkü büyüdük.

Susam Sokağı

(via ahmetsicakkan)

April 4, 2012
Ece Temelkuran’ın 12 Eylül dileğini tüm kalbimizle paylaşıyoruz.12 Eylül 2008 -

Benim bir kere arkadaşımı öldürdüler, artık bir daha iflah olmam gibi geliyor. Gittiğimde yerde yatıyordu, kanı kaldırım taşlarına sızıyordu. Ben onu gördüm ya, ben artık başkasıyım. Hrant gitti, hep taze kalacak bir kan karanfil açıldı göğüs kafesimde. ‘Böyle bir şeymiş meğer’ dedim, ‘Arkadaşını öldürürlerse böyle oluyormuşsun’. ‘Meğer’ demiştim, ’12 Mart’ta, 12 Eylül’de arkadaşlarını kaybedenler böyle hissetmiş.’ 

Demek Türkiye’de milyonlarca insanın aslında göğüs kafesi ağır ve ağrılı yarılmış, çatır çatır açılmış kemikleri acıyla, ciğerlerinin arasından bir kan karanfil sızmış. Meğer arkadaşı öldürülünce insanın acısı hiç geçmezmiş. Öyleyse bunca insan, bunca sevgili, anne, baba, kardeş, oğul, arkadaş, dost… Eğer hepsinin göğüs kafesi böyle sızılı aralıksa, nasıl yaşıyor bu ülke? Anlamadım ben. En çok Hrant’tan sonra anlamadım bunu. 

Oku! Arkadaşının adıyla. 
Nejdet Adalı… Sedat Soyergin… Erdal Eren… Veysel Güney… Ahmet Saner… Kadir Tandoğan… Mustafa Özenç… Ethem Coşkun… Necati Vardar… Seyit Konuk… Ali Aktaş… Ömer Yazgan… Erdoğan Yazgan… Mehmet Kambur… Ramazan Yukarıgöz… İlyas Has… Hıdır Aslan… 

Bir isim listesi olduğunu görüp atladıysanız şimdi lütfen geri dönün ve bu isimleri tek tek okuyun. Çünkü bu isimleri, hiç değilse birkaçını aklımızda tutmamız gerekiyor. Bu isimler, Kenan Evren liderliğinde yapılan 12 Eylül 1980 darbesi sırasında ciğeri beş para etmez herifler tarafından asılarak katledilen yirmili yaşlarında gençlere aitler. İsimleri ve yüzleri, Dostluk ve Yardımlaşma Vakfı’nın hazırladığı ’12 Eylül Adaleti’ adlı belgeselin 15 dakikalık tanıtım filminin sonunda görünüyor. Tek tek geçiyorlar filmin içinden. Avukatlar, yargıçlar, savcılar, anneler, arkadaşlar konuşuyor. 

‘Erdal Eren’i, heyetin önünde ağzından burnundan kan gelesiye dövdüler’ diyor avukat, ‘Yargıçların yüzünde bir tebessüm bile vardı’. Kenan Paşa’nın yaşını büyütüp astırdığı çocuktur Erdal Eren. İdamına dört celsede karar verilmiştir. Sakın unutmayın! 

‘Dişlerimle yolacağım’ 
Mehmet Kambur’un annesi “O Kenan Paşa’yı bir görsem” diyor, yüzü yol yol olmuş yaşamaktan, başörtüsü kaymış, ‘Onu dişlerimle yolacağım, dişlerimle!” Gözünde bir bakış var… Daha ben diyemem size o bakışı, öyle bir sözcük bilmiyorum. 
Ramazan Yukarıgöz’ün annesi tabutun başındaymış gibi anlatıyor: 
“’Açın tabutu, çocuğumu göreceğim’ dedim. ‘Mühür var, açamayız’ dediler. ‘Ben bu devletin mührünü tanımam’ dedim, çektim attım mührü. Bir açtım ki tabutu… Saçları yeni taranmış sanki. Kaşları kalem gibi, yüzü…” 

Kenan Paşaaa! 
Onun sesi titrerken başka bir avukat başlıyor, başka bir idam sahnesine: 
“Cellat boynuna ipi geçirmek için uğraşıyordu. ‘Bırak’ dedi, ‘Ben yaparım. Bir yerimi sakatlayacaksın yoksa’. Aldı yağlı urganı, kendi boynuna geçirdi. Sonra… 21 dakika sallandı ipin ucunda. Yanına gittim… Birkaç dakika önce saçını okşadığım çocuğun… Saçlarını okşadım.” 

18 yıl önce ölmüş bir çocuk için, bütün çocuklar için, 18 yıl önce teker teker ellerinden alınmış arkadaşları için, kum gibi akıp giden insanlar için, anlatanların sesi titriyor. 15 dakikalık film bitiyor ve ta içimden şunları demek geliyor: 

Kenan Paşaaa! Kenan Paşaaa! 
Bugün 21 dakikalığına öl. Öl. 21 dakika öl ve geri gel, yeniden ve yeniden öl sonra, yeniden ölmek için yeniden diril. Kaç çocuğu katlettiysen o kadar kere, hepsi için öl sen bugün. Kenan efendiiii! Bugün 12 Eylül; bu memleket seni en derin ve en taze intikam hisleriyle selamlar! Bir gün çıkacağın sanık kürsüsünde salya sümük ağlarken korkudan yerlerde süründüğünü görmek dileğiyle… 
Ve bunu ne kadar kalpten söylediğimi anlatamam Kenan Paşa! 

March 5, 2012
pazar günlerimin özeti.
akbabuş koş!

pazar günlerimin özeti.

akbabuş koş!

(Source: behzatc)

March 5, 2012

akbaba: noldu la?
hayalet: ya bu vedat’ın cesedini bulmuşlar yukarda.
vedat’ın arkadaşı: ölmüş mü?
hayalet: yok içi geçmiş biraz, biraz yatayım demiş. mal mal konuşma oğlum ya. cesedini bulmuşlar diyom ölmüş mü diye soruyon la.

akbaba: noldu la?

hayalet: ya bu vedat’ın cesedini bulmuşlar yukarda.

vedat’ın arkadaşı: ölmüş mü?

hayalet: yok içi geçmiş biraz, biraz yatayım demiş. mal mal konuşma oğlum ya. cesedini bulmuşlar diyom ölmüş mü diye soruyon la.

(via behzatc)

March 4, 2012

sanatuzunhayatkisa:

                   

Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu

                     -Melih Cevdet Anday

March 3, 2012
Kitapların ilk cümlesi önemlidir.Orhan Pamuk bu ilk cümle olayında her zaman çok başarılı.
“Hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum.Bilseydim,bu mutluluğu koruyabilir,her şey de bambaşka gelişebilir miydi?”
Bu cümleyle başlayıp kitabın sonuna kadar çektiği ızdırabı ve yaşadığı derin mutsuzluğu unutturmak için söylediği sonsözü daha çok üzüyor,ağlatıyor.
“Herkes bilsin,çok mutlu bir hayat yaşadım.”
Tam tersi olduğunu biliyorsun çünkü.

Kitapların ilk cümlesi önemlidir.Orhan Pamuk bu ilk cümle olayında her zaman çok başarılı.

“Hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum.Bilseydim,bu mutluluğu koruyabilir,her şey de bambaşka gelişebilir miydi?”

Bu cümleyle başlayıp kitabın sonuna kadar çektiği ızdırabı ve yaşadığı derin mutsuzluğu unutturmak için söylediği sonsözü daha çok üzüyor,ağlatıyor.

“Herkes bilsin,çok mutlu bir hayat yaşadım.”

Tam tersi olduğunu biliyorsun çünkü.

February 26, 2012

(via utopikduman)

February 25, 2012
çok özendim.

çok özendim.

(Source: ozamansacmalayalim, via naturalmagic)

February 19, 2012
icguveysindeniclice:

en değerli vakitlerinizi bana ayırdınızsağolunuz efendimgökyüzünün sonsuz olduğunu bana öğrettinizöğrendimyeryüzünün sonsuz olduğunu öğrettinizöğrendimhayatın sonsuz olduğunu öğrettinizöğrendimzamanın boyutlarının sonsuzluğunuve havanın bazan kuşa döndüğünü öğrettinizöğrendim efendim
ama sonsuz olmayan şeyleri öğretmedinizefendimbaskının zulmun kıyımın açlığınbir yerlere kıstırılıp kalmanın susturulmanınaşk mutluluğunun ve eski hesaplarınaritmetiğin bile
TURGUT UYAR

icguveysindeniclice:

en değerli vakitlerinizi bana ayırdınız
sağolunuz efendim
gökyüzünün sonsuz olduğunu bana öğrettiniz
öğrendim
yeryüzünün sonsuz olduğunu öğrettiniz
öğrendim
hayatın sonsuz olduğunu öğrettiniz
öğrendim
zamanın boyutlarının sonsuzluğunu
ve havanın bazan kuşa döndüğünü öğrettiniz
öğrendim efendim

ama sonsuz olmayan şeyleri öğretmediniz
efendim
baskının zulmun kıyımın açlığın
bir yerlere kıstırılıp kalmanın susturulmanın
aşk mutluluğunun ve eski hesapların
aritmetiğin bile

TURGUT UYAR

(via ahmetsicakkan)